NAR KURUMSAL BLOG

HERKESİN DENGESİ KENDİNE

Nasıldır dengeniz, iyi midir? Hiç merak etmeyin, hemen anlarız.

HERKESİN DENGESİ KENDİNE

- Hazırola geçin. Kollarınızı yere paralel (vücudunuza 90 derece) öne doğru dümdüz uzatın.

- Sol bacağınızı da aynı şekilde 90 derece kaldırıp uzatın.

- Sonra sağ dizinizi büküp yavaşça çömelmeye başlayın.

- Evet, devam edin. Sağ diziniz çenenize değince durabilirsiniz.

- Dengenizi koruyun lütfen ve yavaş yavaş 10’a kadar sayın.

- Tüm süreç boyunca yere temas eden tek uzvunuz sağ ayağınızın tabanı olmalı, ona göre.

- Şimdi, tam tersini yaparak tekrar ayağa kalkın.


Yapabildiniz mi? Harikasınız.


Şimdi 10 cm enindeki denge tahtasına çıkıp bunu tekrar yapmayı deneyin!!!

Lisedeki beden hocamız (kulakları çınlasın) sayesinde denge tahtasında bu ve benzeri hareketleri yapmamız zorunluydu. Hocamıza göre bu hareketleri yapmak son derece normaldi. Bu yüzden yapanı alkışlamak yasaktı. Yapamayanınsa vay haline. Bazılarımız iyi kötü idare ederken, sınıfın bir kısmı üzerinde ayakta bile duramazdı. Küçük bir grup da - sanırdınız denge tahtasında yaşıyorlar, o kadar rahat - bize taş çıkartırcasına istenmeyen hareketleri de yaparlardı; takla atmak, amuda kalkmak vb..


Hayat bir denge tahtası gibi. Bazılarımız üzerinde hoplayıp zıplarken, bazılarımız dizlerimizin üzerinde sıkı sıkı tutunuyoruz tahtaya. Kimimiz sadece zorunlu hareketleri yapıyor, kimimiz yanına bile yanaşamıyor.


İnsanlar olmaları gereken şeyleri olmak, yapmaları gereken şeyleri yapmak, söylemek, almak, kazanmak, ve aklınıza gelebilecek her türlü fiil için duydukları kaygının yanı sıra, bir de mutlu olmak için gerekli olduğuna (artık) inanılan denge (ki çoğunlukla iş-yaşam dengesi olarak algılanıyor) kaygısını da taşıyorlar. Ve kendi dengelerine ulaşabilmek için sosyal medya ve kişisel gelişim bulutundan yağan bilgilere göre bazı şeyleri yapmayı bırakıp, yeni şeyler yapmakta çare arıyorlar.


İtiraf ediyorum; ben de çok efor harcadım bu konuda. Çoğu insan gibi, iş hayatını mutsuzluğumun kaynağı olarak gördüm ve çözümü uzaklaşıp sıradan bir hayat yaşamak sandım. Hatta uzun bir süre sadece istediğim şeyleri yaptım. Sandım ki, sadece istediğim şeyleri yaparak mutluluğumu artırabilirim. Sandım ki, bu sürecin sonunda kendimle daha barışık, daha dingin, daha bilge olabilirim. İşe yaradı mı? Belki biraz. En azından kendimi daha iyi anlama şansına sahip oldum ve dengenin, benim anladığım gibi olmadığını keşfettim.


Çevremdeki insanları gözlemlediğimde biraz anladım. Araştırma yaptım, okudum, sordum, tartıştım; biraz daha anladım. Anladıklarımı ve hala aramakta olduklarımı sizlerle paylaşayım;


1- Denge; eşitlik anlamına gelmiyor. Yani “3 saat çalışıyorsam 3 saat dinleneyim” gibi bir formül sonuç vermiyor.


2- Zaman içinde değişebiliyor. Sizin için bugün doğru olan denge, yarın ve farklı bir durumda değişebiliyor. Bekarken olan, evliyken olmuyor. Çocuklar evden ayrılınca, emekli olunca, vb.. duruma göre değişebiliyor.


3- Herkese uyan mükemmel denge yok. Öncelikler, beklentiler ve hayatlar gibi denge de kişiden kişiye değişiyor. Yani “herkesin dengesi kendine”. O yüzden önerilen formüller çoğunlukla başarısız oluyor.


4- Korumak zor. Kendi dengenizi bir kere bulduğunuzda iş bitmiyor. İpte yürümek gibi, ya da ideal formunuzu korumak gibi, dengenizi korumak da sürekli çaba gerektiriyor.


Bizi dengeden uzaklaştırabilecek o kadar çok faktör var ki çevremizde. Bence meselenin özü de burada; dengeyi bulmak da, korumak da kolay değil. Kıymetli olan bu uğurda çaba harcama kararlılığı..


Denge tahtasındaki hareketlerde başarılı olmanız tabi ki önemli. Dengeniz bozulup düştüğünüzde tekrar çıkmak ve dengenizi bulmak için gösterdiğiniz gayret ise, çok çok daha önemli. Bizi büyüten, geliştiren bir süreç bu. Aynı zamanda yorucu da. Tekrar tekrar düşmek, yaralanıp örselenmek pahasına devam etme çabası, başarısızlık riskini göze alma cesareti göstermek demek ve her zaman alkışlanmayı hak eder.


Durumunu kabullenmek yerine daha iyi için hareket eden, gayret gösteren herkesi alkışlıyorum.


Halide Şerif BODUR

18.11.2016, İstanbul


Tüm Makaleler