NAR KURUMSAL BLOG

BIRAKIN ÇATLASIN..

Hemen her eğitimde birkaç soru sorarım; katılımcıları düşündürmek ve önemli şeyleri farketmelerini sağlamak için kullandığım etkili araçlardandır. İstekli ve hazırlarsa – ki bunun için uygun atmosferi hazırlamak da işimin bir parçası – biraz cesaretlendirme ile konfor alanlarından çıkıp yeni keşiflerin heyecanına kapılıp giderler. Buna tanıklık etmek de benim işimin sağladığı en önemli ayrıcalıktır.

BIRAKIN ÇATLASIN..

Programın başında, tanışma turunda ‘Kimsiniz?’ diye sorarım ve en sevdiğim bölümlerden biridir. Eğer başka bir şey istemezsem herkes adını, mesleğini, çalıştığı kurumu, ne iş yaptığını, yaşını, ailesini … anlatır durur. Sırası yaklaşanlarda bir hareketlenme görülür; diğerlerini dinlemek yerine ne diyeceklerini, nasıl diyeceklerini toparlamaya ve süslemeye çalışırlar. Sırası geçenlerin rahatlaması da belirgindir. Sırasını savan diğerleriyle sohbete bile başlarlar. Tüm katılımcılar bitirdiğinde, meslekler, okullar, ünvanlar birbiriyle yarışmıştır adeta, ama elimizde, gerçekten kim oldukları ile ilgili hiçbir ipucu barındırmayan kalabalık bir bilgi yığını vardır sadece.


Tam sessizliğe eriştiğimizde “Pekala, gerçekten kimsiniz?” diye tekrar sorarım.


Katılımcıların bakışlarındaki rahatsızlık, doğru yolda olduğumun işaretidir. Odada genellikle bir homurdanma olur; ‘Bu da ne demek şimdi?’, ‘az önce tam da bunu cevaplamadık mı?’, ‘pamuk prensesim’ ya da ‘beyaz atlı prensim’, …


Soruya bugüne kadar verdiği cevabın asıl cevap olmadığını farketmek ağır bir adımdır, sindirilmesi zordur. Bu aşamada katılımcının kafasından geçenler şöyle birşey olabilir: “Bu sorunun cevabını bildiğimden emin değilim. Cevabı bilmek isteyip istemediğimi ise hiç bilmiyorum, çünkü daha önce düşünmedim. Aptalca birşeyler söyleyip komik duruma düşmek istemiyorum. O yüzden bir an önce söyleyecek akıllıca birşeyler bulmam lazım.” (Çatlama sesini siz de duyuyor musunuz? Ben her seferinde duyarım.)


Ve söyleyecek akıllıca birşeyler bulup paylaşırlar. Tanışma faslı bitip programa başladığımızda baskı azalır, herkes rahatlar. Ancak, çatlak oluşmuştur bir kere.


Bu ve benzeri sorular, defalarca karşımıza çıkmasına rağmen bazı özel durumlarda ve sadece izin verilirse etkili olabilir. Kurduğumuz dünyanın kabuğunda bir çatlak oluşur her soruyla. Çoğu insan çatlağı bir bantla kapatıp alıştığı hayata devam eder. Bir süre sonra da unutur gider.


Bazıları ise kaçamaz, çatlağın her yeni soruyla büyümesini izler. Bilinmeyenin korkusu ve merakı birbirine karışır. Görmezden gelme seçeneği olduğunu bilir, ama ardında neler olduğunu öğrenmek için duyduğu dayanılmaz istek onu yönlendirir. Sonunda merak rahatlığı yener ve büyük yolculuk başlar.


Cevapları aramaya başlama kararı, insanoğlunun yapacağı en önemli seçimlerden biridir. Dışarıdan konan tüm etiketlerin altında yatan gerçek benliğinizin varlığını anlama ve tanımaya çalışma kararı büyük adımdır. Heyecan verici olduğu kadar korkutucu bir aşamadır. Bir kere kendinize izin verdiğinizde – belki de o andan ömrünüzün sonuna kadar devam edecek - benliğinizle tanışmak, barışmak ve bütünleşmek yolu açılmıştır. Eh, ne diyelim, size iyi yolculuklar.


Benim işimi mi merak ediyorsunuz? Benim işim kabuk çatlatmak.. Sesi duyuyor musunuz??


Halide Şerif Bodur, 12.09.2016 İstanbul



Tüm Makaleler